Hayat, ardı ardına sıralanmış tercihlerin ince iplikleriyle dokunmuş bir kumaş gibidir. Her bir seçim, bize görünmez gibi gelse de, ömrümüzün dokusunda bir iz bırakır. Zamanla fark ederiz ki, bugün verdiğimiz kararlar yarının en keskin köşelerine dönüşür. Çünkü insanın en ağır yükü, pişmanlıkla sırtına aldığı seçimlerdir.
“Bir anlık tercih, bir ömürlük pişmanlık doğurabilir.”
Bazen bir anlık bir kararla yaptığımız tercihlerin, küçük gibi görünen bir sözcüğü söyleyip söylemediğimizin yahut bir fırsatı değerlendirmeyip görmezden gelmemizin gelecekte nasıl büyük bir tahrifat yaratacağını bilemeyiz. Oysa kader dediğimiz şey, çoğu zaman kendi ellerimizle yazdığımız tercihler kitabıdır.
“İnsan kaderini seçtiği yollarda gizler.”
Düşünün, yanlış zamanda susmak da bir tercihtir; doğru kişiye yanlış zamanda “hayır” demek de. Telafisi mümkün olmayan kırıklar, işte böyle masum görünen anların ardında saklıdır. Çünkü söz, ağızdan çıktı mı geri dönmez; zaman, akıp gitti mi geri gelmez.
“Yaşanmış bir pişmanlık, yaşanmamış bir hayalden daha ağırdır.”
Hayat bize ikinci şanslar verir elbet, ama o şanslar asla ilk tercihin saflığını taşımaz. Bir gün geri dönüp baktığımızda, geriye dönük tamir edilemeyen hatıralarla yüzleşiriz. İşte o zaman anlarız ki, tercihler yalnızca bugünü değil, yarını da inşa eder.
O halde, karar verirken yalnızca aklımızla değil, kalbimizle de düşünmeliyiz. Çünkü telafisi olmayan tahrifatlar, çoğu zaman düşünmeden alınmış kararların mirasıdır.
“Doğru tercih, huzurun anahtarıdır; yanlış tercih, ömrün kırık aynası.”