Kanuni Sultan Süleyman'ın "Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi," ve Ulu Önder Atatürk'ün "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" sözleri, sağlığın ve hekimlerin önemini ne güzel anlatır. Çocukluğumdan beri sağlık çalışanları ve öğretmenlerimizin kalbimde ayrı bir yeri olmuştur. 59 yaşıma kadar hastane yüzü görmezken, Covid-19 pandemisiyle birlikte vücudum adeta alarm vermeye başladı.
Önce böbreğimde büyük bir kist, ardından bağırsak rahatsızlığı ve son olarak akciğerimde bir kitle ve küf... Bu süreçte hastane kapıları bana hiç yabancı olmadı. Tam üç farklı operasyon ve iki büyük ameliyat geçirdim.
İlk Ameliyat ve Bir Dostluğun Doğuşu: Dr. Zafer Şenol
İlk ciddi sorun, gece yarısı şiddetli karın ağrısıyla gittiğim ve hala gönlümde Haydarpaşa GATA olan, şimdiki adıyla Sultan II. Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde başladı. Nöbetçi asistan doktorun "Sana bir iğne yapıp gönderebiliriz ya da sorunun kökenine inip çözüm bulabiliriz" sözleri üzerine ikinci seçeneği tercih ettim. Saatler süren tetkiklerin ardından, bağırsaklarımdaki ciddi düğümlenmenin acil ameliyatla giderilmesi gerektiği söylendi.
Sabah viziteye çıkan doktorlar arasında, davudi sesiyle öne çıkan Dr. Zafer Şenol ile tanıştım. Ameliyatın zorlu geçeceğini ve bağırsaklarımın altı ay boyunca karın bölgeme yapışık kalma ihtimali olduğunu söylediklerinde içim ürperdi. Ancak, doktorum Zafer Şenol ve ekibinin başarılı ameliyatı sayesinde 10 gün sonra sapasağlam taburcu oldum. Bu süreçte doktorumla kurduğum hasta-doktor ilişkisi, halen süren derin bir dostluğa dönüştü.
İkinci Mücadele ve Yeni Kahramanlar: Prof. Dr. Çağatay Tezel
Yaklaşık 1,5 yıl sonra, bu kez akciğerimde sorunlar başladı. Yürümekte zorlanıyor, nefes almakta güçlük çekiyordum. Çeşitli hastanelerde çare aradım, ancak gittiğim doktorlar ameliyat olmam gerektiğini söyleseler de ameliyatımı yapmak istemediler.
Tam bu noktada, artık can dostum ve deyim yerindeyse can borcum olan Dr. Zafer Şenol hocamın yönlendirmesiyle, özel bir hastanede görev yapan Prof. Dr. Çağatay Tezel ile yollarımız kesişti. Saygıdeğer hocam ameliyatı hemen yapabileceğini belirtti. Bir basın emekçisi olmam sebebiyle gösterdiği saygı, yönetimin de desteğiyle mümkün olan en uygun koşullarda ameliyat olmamı sağladı.
Çok ciddi ve büyük bir ameliyat geçirdim. Yine 10 günlük bir hastane sürecinin ardından tamamen sağlığıma kavuşarak taburcu oldum. Prof. Dr. Çağatay Tezel hocamızla da tıpkı Dr. Zafer Şenol ile kurduğum gibi güçlü bir dostluk bağı kurabildiğim için çok mutluyum. Bu zorlu süreçte aynı hastanede görev yapan Doç. Dr. Tuğba Coşkun ve diyetisyen Cansel Kaya da hayatımda derin izler bıraktılar.
Allah sağlıkçıların ayaklarına taş değdirmesin
Tüm bunların yanında son dönemlerimde yine ülkemizin önemli ürologlarından Dr. Ruhi Güngör hocam ile de yollarım kesişti ve iyi ki kendisini tanıma fırsatım olmuş ve bugün dostum diyebiliyorum.
Ama bir isim var ki onun adını zikretmemek çok büyük saygısızlık olur.
Dr. Asil Mucize.
Kendisi hem bir sanatçı hem bir doktor ve tüm yukarıda saydığım isimler gibi sağlık dünyamızın isimsiz kahramanlarından biridir. Ne zaman kendimin, dostlarımın yakınlarımın bir rahatsızlığı olsa arayıp fikrini sorar ve desteğini rica ederim.
Bu isimlere hayatıma kattıkları için defalarca teşekkür ettim. Her daim kendilerini anıyorum ve minnettarlığımı ifade ediyorum.
Bu kez biraz geç olsa da hem onları hiç unutmadığımı ve unutmayacağımı göstermek ve huzurlarınızda bir kez daha ve binlerce kez yapacağım gibi tekrar tekrar hepsine TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.
İYİ Kİ VARSINIZ.